ASLAN VE KIRILAN SAKSI
Aslan, 1. sınıfa giden neşeli bir çocuktu. Saçları dağınık, gözleri hep parıltılıydı. Okula gitmeyi çok severdi, ama en çok teneffüsleri… Çünkü o zaman en yakın arkadaşıyla, yani topuyla buluşurdu.
O gün güneş sıcacık gülümsüyordu. Aslan elinde topuyla bahçeye çıkarken yanına arkadaşı Elif geldi. İkisi birlikte koşarak okulun bahçesindeki oyun alanına gittiler. Hemen ardından sınıf arkadaşları da dağıldı, oyunlar başladı. Ancak Aslan’ın gözleri başka birini arıyordu: Zeynep Öğretmen’i. Onu çok severdi. Çünkü Zeynep Öğretmen sadece ders anlatmazdı, çocukların kalbini de dinlerdi.
Bahçenin köşesinde rengârenk çiçeklerin dizildiği bir alan vardı. Bu, Zeynep Öğretmen’in diktiği “Sınıf Bahçesi”ydi. Her öğrenci bir çiçek seçmişti, Aslan’ınki sarı bir papatyaydı.
“Aslan, bu köşeye yaklaşma, olur mu?” dedi Elif, “Hatırlasana öğretmenimiz bu çiçeklere çok emek verdi.”
Aslan başını salladı. “Tamam tamam, çok yakında oynamayız.”
Ama topun heyecanı Aslan’ı sardıkça sardı. Sektirdi, çevirdi, biraz ileri gitti… Birden top ayağından çıktı! Havada süzüldü, Elif “Dikkat!” diye bağırdı ama olan olmuştu.
ÇAT!
Sarı papatyanın bulunduğu saksı devrildi ve ikiye ayrıldı. Çiçek topraklara gömüldü.
Bir sessizlik oldu. Çevrelerindeki çocuklar dondu kaldı. Aslan’ın kalbi pıt pıt atıyordu. Elif gözlerini ondan ayırmadan fısıldadı:
“Ne yapacağız şimdi?”
Aslan’ın içi karıştı. Korkmuştu. “Belki kimse fark etmez…” dedi kısık sesle.
Ama tam o sırada, Zeynep Öğretmen elinde bir kitapla bahçeye çıktı. Gülümsüyordu. Ama saksıyı görünce durdu. Gözleri kırık parçaları taradı, ardından öğrencilere döndü.
“Bahçede bir gürültü duydum çocuklar, her şey yolunda mı?” diye sordu, sesi sakin ama ciddiydi.
Aslan’ın içi titredi. Elif gözlerini kaçırdı. Diğer çocuklar da sessizdi.
Bir an geçti. Sonra Aslan derin bir nefes aldı. Korkusu kalbinin içinden geçerken bir cesaret doğdu:
“Öğretmenim… Topu ben sektiriyordum. Kontrolden çıktı ve saksıya çarptı. Çok üzgünüm. Çiçeğimizi de kırdım.”
Zeynep Öğretmen diz çöküp göz hizasına indi. Gülümsedi, ama bu kez kalpten.
“Aslan, dürüst olduğun için sana çok teşekkür ederim. Hata yapmaktan korkmamız gerekmez. Asıl önemli olan onu kabul edebilmek.”
Elif de gülümsedi. “Ben de Aslan’a ‘yaklaşma’ demiştim ama oyuna dalmıştık. Birlikte yardım edebiliriz isterseniz.”
Zeynep Öğretmen başını salladı. “Harika olur. Hadi gelin, bu çiçeği hep birlikte yeniden dikelim.” Zeynep Öğretmen onlara yeni bir saksı verdi. Üçü birlikte yeni çiçekler ekti.
Aslan içinden, “Doğruyu söylemek bazen zor olur ama içini hafifletir” dedi. Ve o günden sonra, hep dürüst olmaya söz verdi.
Aslan, kırık saksının yanında bir şey daha öğrendi:
Dürüst olmak, bir şeyi onarmanın ilk adımıydı.